Babam ve annem öğretmendi. bende o zamanlar lise 2′ye gidiyorum. babamda liselilerin öğretmeniydi ama başka bir lisedeydi. neyse bir gün okuldan çıktım. bir dersin daha vardı ama canım sıkıldığı için eve gitmek istemiştim. neyse eve gitcem, bir baktım anahtarım yok. annemin yanına gidemezdim çünkü annem annanemlere gitmişti. bende o ortamı pek sevmediğim için babamın yanına gitmiştim. hiç unutmam 10-d sınıfına girmiştim.

babam derse girdikten 10 dakika sonra derse girmişim. evin anahtarını alıp gitcektim. babam bekle biraz ders biter şimdi dedi. bende diğerlerini rahatsız dersi dinleyenleri rahatsız etmeyeyim diye mecbur oturdum. telefonu çıkarttım şarjı bitmişti. bende etrafa bakmaya başladım. sonra duvar kenarında arkalara doğru oturan bir kız gözüme çarptı. kimse dersle ilgilenmiyordu, boş işler yapıyordu ama o ellerini ısıtmaya çalışıyordu. sürekli ellerini birbirine sürtüp nefesini ellerinin üzerine bırakıyordu. kasım ayında olmamıza rağmen sınıfın içerisi sıcaktı ve ben neden ellerini ısıtamadığını anlamamıştım. ders bitene kadar ona baktım ama bir kere bile gözlerini ellerinden ayırmıyordu.

merak etmiştim ama soramazdım. sonuçta kız beni fark etmemişti bile. ders bitti. babamla birlikte okuldan çıktık. okulun çıkış saatiymiş. arabaya binerken o kızı gördüm. babama sordum kim olduğunu. babam imada bulundu hayırdır falan dedi. “yok ya ne işim olcak o kızla merak ettim sadece.” dedim. babam anlattı adı sılaymış. babamda bir tek bu kadarını biliyormuş. teneffüslerde falan hiç dikkatini çekmemiş. öyle kavgacı kızlardan da değilmiş. neyse ben bu kızı öğrenmek için boş derslerimde babamın yanına gider oldum. bazen sılanın sınıfı denk gelmedi, bazen sıla olmadı. ama ben yinede gittim. kasım ayı bittiğinde sonunda kızın dikkatini çekebilmiştim.

nasıl çekmeyeyim ki zaten, her ders öküzün trene baktığı gibi kıza bakıyordum. kız bana bir kere baktı e haliyle göz göze geldik. sonra dha derin bakmaya başladı. kafasını çevirdi ve elleriyle oynamaya başladı yine. belliki dikkatini çekememiştim. sonra her ders denk gelir oldu gözlerimiz. böyle böyle aylar birbirini kovaladı. yeri geldi onu görmek için derslerden kaçar oldum. yeri geldi babamın dersleri denk gelmedi. yeri geldi babam hasta oldu okula gidemedi. iyisiyle kötüsüyle 5 ay geçti nisan ayına geldik. artık kıza karşı öyle şeyler hissediyorum ki anlatsam roman olur. düşünsenize sadece adını bildiğiniz birisini seviyorsunuz. haftada en az 3 kere görüyorsunuz ama gördüğünüz tek davranışı ellerini ısıtmaya çalışması. neyse nisan ayı gelmiş, havalar ısınmaya durmuş kız hayla ellerini ısıtmaya çalışıyor. dersteyken babam 2 dakika mola vermişti. bende kızın yanına gidip adını sordum. “sıla” diye kestirip attı. “bende mert.” dedim ve elimi hemen kıza uzattım. suratımda da kocaman bir sırıtış. ellerim heyecandan titriyordu. kız bir elime birde bana baktı. “memnun oldum mert.” dedi ve elimi bile sıkmadı. ben o gün ilk defa ismimi onun ağzından duymuştum. sonra kız kafasını bir daha kaldırdı ve elime bakıp güldü. “sende mi ellerini ısıtamıyorsun.” dedi. “neden? sen ısıtamıyor musun ki?” dedim. kafasını salladı. hödük gibi hemen atlayıp “ben ısıtırım.” dedim.

tip tip baktı. “şaka tabi.” dedim ve kahkaha attım. sınıftaki herkesin dikkatini çekmiştim. sana veda edip az önceki yerime gittim. neyse ben böyle sana her gün selam veriyorum falan. sende alıştın bana. bir gün seni dışarıya çıkarmak istedim. seni bir kafeye davet ettim. “o ne lan öyle kafe falan. gitceksek dürümcüye gidelim. çiğ öfte yiyelim ayran içelim.” dedin. o gün ayrı bir sevdim seni. neyse yine haftalar, aylar birbirini kovaladı. haziran ayına geldik. okulun son günleri seni korku evine götürdüm-bir evin içinde anahtar buluyorsunuz- ama anahtar bulunması gereken yere bir resim koydurttum. seninle benim hiçö resmimiz yoktu shopla iyi kötü senin ve benim resmimizi birleştirdim. resimde iki kişi el eleydi. resim çok güzeldi. resmin altına da “seninle şöyle resmimiz olsun mu sıla?” yazdırttım. kız buluncağladı abi. resmen ağladı lan. neyse biz çıkmaya başladık. her şey hiç olmayacağı kadar kusursuzdu. yaz tatilindeydik ve o:”bir kaç aylığına tatile gitmem lazım çok bunaldım.” demişti. ona milynlarca kez “benim yüzümden mi?” diye sorsam da “ailevi meseleler.” deyip durmuştu. “gitme, başa çıkabiliriz.” desemde gitmişti. çok kızmıştım ona. canını yakmak istemiştim lan. allah kahretsin canını yakmak istedim. canımın içi diye sevdiğim kızın canını yakmak istedim. bende onun sınıfından bir kıza yavşadım. numarasını aldım. geceleri falan aradım.

kızında hoşuna gitmişti.öyle 1 ay kadar her gece aradım. sohbet ettik. sonra sıla msaj attı“cuma geliyorum, özledim.” diye. o zaman anladım işte. sıla bende bitmişti. ona benzeyen birisini görünce bile heyecanlanan ben, onun mesajına heyecanlanmamıştım. üstelik gelmesini, geri sönmesini çok istiyordum ama bu sefer “keşke gelmese.” demiştim. sonra yine bu diğer kızı aradım durdum. kız buluşmak istedi. sılanın geleceği gün buluştuk onunla. ha bu arada kızın ismi aslıydı. ben aslıyla buluşacağım zaman nasıl heyecanlandım varya. ve yine o zaman dank etti, aslıdan hoşlandığım. aslıyla buluşacağımız yer otogarın çay bahçesiydi. neyse gittim çay bahçesine. aslı bana ters ters bakıyordu. ne olduğunu sorunca “ya burası ne böyle.” demişti. iyi kötü oturdu. 5 dakika geçmeden bir tane otobüs kaza yaptı. gözlerimin önünde hemde. yardım etmek için hemen oraya koştum. otobüs fena olmuştu. bir tane kız camdan fırlayıp yere düşmüştü kızın yanına gittim. diz çöktüm. bir baktım bu kız sıla! karnında kocaman bir cam vardı. beni fark etti. bir kaç kere öksürüp: “mert, gelmişsin.” dedi gülümseyerek. abi kızın o gün geleceğini tamamen unutmuştum. kız onun için geldiğimi sanıyordu ama onu başka bir kızla aldattığımı bilmiyordu. gözlerim doldu, ağlamaya başladım. herkes ambulans diye bağırıyordu ama gelen giden yoktu. sonra aslı geldi yanıma “mert, ya canım burda mısın hadi gidelim ben çok korktum.” dedi. sıla,aslıya baktı. gözünden bir damla yaş döküldü. “güzel kızmış.” dedi. var ya sadece bunu dedi. hiçbir şeyi sorgulamadı. anlatmak istedim, ama ne denirdi ki? resmen kızı aldatmıştım. ben ağlamaktan konuşamazken sıla: “mutlu olun.” dedi ve gözlerini kapattı.

ben o gün anladım ki ben sılayı sevmekten hiçbir zaman vaz geçmemişim. bugün onu kaybedişimin 5. yıl dönümü. yine onsuzum. bir elimde sigaram, diğer elimde ona çıkma teklifi ederken verdiğim resim. bu resmi bana o vermişti tatile gitmeden evvel“bunu sakla olur mu? ben sahip çıkamam, kaybederim.” demişti. aynı benim ona sahip çıkamadığım gibi. o günden sonra ne mi oldu? okumadım, adam olamadım. her gece ağladım. ailem bile beni istemedi. şimdi onu ilk gördüğüm lisedeyim. onunla tanıştığım sıraya oturdum ve onun bana “seninde mi ellerin üşüyor?” demesini bekliyorum.

Bir Cevap Yazın